Rüya:
Merhaba efendim. Zorlu bir süreç geçirmiştim. Bu zorlu sürecin ardından yaşadığım travma bir anda hayra döndü ve yaptığım kötü işleri yapmamaya ve Allah’a dönmeye karar verdim ve dua ettim. Ardından yöneliş ve ibadetlerimi yerine getirememek korkusu ile hicret kararı aldım ve buna bağlı olarak haram olduğunu düşündüğüm kıyafetlere kadar hepsini çöpe attım ve memleketime döndüm. Yeni bir hayata başlamak ve yaptığım kötü işleri terk ettim ve sözümü tutmak istiyordum, yaptım da. İbadete başladım, bazı günahlardan tamamen el çektim, bazılarından zamanla el çekeceğime dair sözler verdim. Memlekete geldiğimde bir köye, arkadaşım vasıtasıyla bir yere misafirliğe gittik. Orada birkaç tane hayvanı göstermiş olduğum ilgiden dolayı, belki de hicret etmek gibi başka nedenlerden de olan bir rüya gördüm. Rüyamda çok hızlı bir şekilde göğe yükseltildiğimi fark ettim. O yükselişte sanki yüzlerce ışık yılı uzaklığını saniyelerle kat etmiş gibi bir hızla çıktığımı fark ettim. Belli bir yere varmadan önce ruhumu bir huzur kapladı. Dünya’da böyle bir huzur görmedim, göreceğimi de düşünmüyorum. O huzurdan diyebilirim ki bir iki saniye içerisinde bir yere vardım. Selamette bir yerdeydim orası ve gölgesini hissettiğin ya da kendilerini gölge gibi fark ettiğin birilerinin orada olduğunu fark ettim. Burası sanki bir makamdı. Rengi güneş gibiydi ama turuncu gibiydi. Hardal sarısı gibi bir rengi vardı. Hardal sarısından koyu turuncuya yakın bir renk. Orada “Öldün mü ben? Öldün mü ben? Öldün mü ben? Öldüm ben” diye tekrar ettim ama oradaki kimse bana cevap vermedi. Sadece ben onların varlığını hisseder ve onlara cevap verir şekilde soru sordum. Öldün mü ben, öldüm ben dedim ve sonra yatmış olduğum odanın tam tavan kısmından ruhumun usulca bırakılıp bedenime girdiğini gördüm. Yavaş yavaş indi, salına salına girdi vücuduma. Uyandığımda “Bu neydi ya Rabbi” diyerek çok meraklı bir tavırda düşünmeye başladım. Lütfen bu rüyanın tabirini benim için yapar mısınız, çok merak ediyorum. Hep iyi olmasını diliyorum ve bu rüyadan sonra bazı şeyler gelişti hayatımda ve hala gelişmeye devam ediyor. Birçok şey söyledim insanlara, söylediğim şeylerin hepsi oldu ama bazen ukdede de kalıyorum.
Cinsiyet: Erkek
Rumuz: Mu***
Doğum Tarihi: 1989-08-29
Yorum:
Böylesine derin ve dokunaklı bir dönüşüm hikayesinin ortasında karşılaşılan bu rüya, aslında iç dünyada yaşananların fiziksel örtüsünden sıyrılıp, ruhsal boyutun en saf katmanlarına ulaşma deneyimi olarak algılanabilir. Yükselişin o müthiş hızı, zaman ve mekan kavramlarının aşıldığı bir bilinç haliyle örülmüş olup, saniyeler içinde kat edilen mesafeler aslında ruhun kendini ilk kez böylesine özgürce hissettiği anların sembolik anlatımıdır. Bu hız, kurtuluşun arzusunun ve arınma isteğinin ne denli yoğun ve kararlı olduğunu göstermektedir. Göklerin katlarını aşarken hissedilen o eşsiz huzur, dünya tecrübesinin sınırlarını aşan, kalbin tam manasıyla teslim olduğu bir aşama olarak değerlendirilebilir. Bu deneyim, hem geçmişin yaralarından süzülüp çıkmanın, hem de yeni bir varoluş düzenine doğmanın getirdiği içsel selametin ta kendisidir. Taşınan yüklerden arınmanın, haram kılınanları geride bırakmanın ve vatan haline dönüş çabasının manevi bir mükafatı olarak da yorumlanabilir bu yüceliş.
Hardal sarısı ve koyu turuncu arasındaki o eşsiz renk âlemi, bilinç düzeyindeki ikinci bir uyanışın işaretidir. Bu renkler sıcaklığın, ilahi nurun ve aynı zamanda değişimin sembolleri olarak düşünülebilir. Güneşin en yoğun halinin alt tonlarından seçilmiş bu renk gamı, hem ışığın şifasını hem de dönüşümün yakıcılığını barındırır. Rengârenk bir makamda var olma hissi, aslında ruhsal bir mevkiye erişildiğini, bir eşiğin ardındaki âlemin kapısının aralandığını ifade eder. Bu makamda hissedilen gölgemsi varlıklar, bilinçaltında birikmiş olan destek güçlerin, ruhsal rehberlerin veya manevi alemdeki nefsin arınmış yönlerinin tezahürü olabilir. Ancak bu varlıkların cevap vermemeleri, bu yolculuğun henüz tamamlanmadığını, sorulan “Öldün mü ben?” sorusunun cevabının henüz bedende yaşanması gerektiğinin işareti olarak görülebilir. Üç kez sorulan ve dörde tamamlanan bu soru, ruhun bedenden ayrılışının dört katmanlı bir hal olduğunu, her “öldüm” ifadesinin aslında eski bir yönün terk edilişi olduğunu simgeler.
Ruhun tavandan usulca süzülerek bedene dönüşü ve salına salına yerleşme anı, bu yüce deneyimin fiziksel ölçekte tamamlandığının, ancak manevi yansımalarının devam ettiğinin en güzel göstergesidir. Bu dönüş, geriye dönmemek değil, tam aksine gökten getirilen emaneti dünya hayatına taşımak üzere bir görevlendirme şeklinde algılanabilir. Rüyadan sonra yaşanan gelişmeler ve gerçekleşen söylemler, bu deneyimin bir nevi müşahede ve ilham kaynağı haline geldiğini göstermektedir. Ukdede kalınan şeyler ise halen devam eden arınma sürecinin bir parçası olarak değerlendirilir; çünkü ruhsal yolculuklar hiçbir zaman tek seferde tamamlanmaz, her aşama bir sonrakinin hazırlayıcısıdır. Bu rüya, iç hicretin somutlaşmış hali, gönül gözünün açıldığı bir gece müşahedesi ve yeni hayata adanan yeminlerin göklerce kabul gördüğünün işaretidir. Bu neydi sorusu aslında içten bir şükür ve hayret ifadesidir, çünkü böyle derinliklere dalmak her insana nasip olmayan bir ihsandır.



